Baskanimizin mesaji
Vizyonumuz
Tzgmz
Mustafa Rakim Efendi
Yayinlarimiz
Basinda nder
 
 
  • ÃœNDER BeyoÄŸlu Sohbetlerinde 06.03.2020 Cuma akÅŸamı gerçekleÅŸecek olan sohbetimizin konuÄŸu, Ä°ngiltere Exeter Ãœniversitesi Siyaset Bilimi-Uluslararası Ä°liÅŸkiler bölümünde doktora çalışmalarına devam etmekte olan hemÅŸehrimiz Haluk DoÄŸan olacaktır. Uluslararası sistemin yapısal dönüşümleri baÄŸlamında,  Amerika BirleÅŸik Devletleri, Rusya ve Türkiye arasındaki politik iliÅŸkilerin deÄŸerlendirileceÄŸi ve Fatih Karagümrük mevkiindeki Hattat Mustafa Râkım Efendi Medresesinde saat 19.00'da baÅŸlayacak olan sohbete tüm dostlarımız davetlidir.   
  •  
     

     

    Beyoglu Sohbetlerinde Ltfi zsahini Agirladik



    ÜNDER Beyoglu Sohbetleri'nde 14.12.2018 Cuma aksami konugumuz Dinler Tarihi ve Siyaset Felsefesi alanlarinda çalismalariyla taninan Dr. Lütfü Özsahin oldu. Türkiye'nin Ortadogu politikalari, bilhassa Israil ile iliskilerin konu edildigi programda Özsahin'in konusmalarindan satir baslari söyleydi:

     

    "Kanimca Türkiye millete ragmen Israil’i ilk taniyan, onunla gereksiz siki fiki iliskiler kuran Islam ülkesi olarak ta baslangiçtan itibaren dis politikada en büyük hatalardan birini yapmisti. 

     
    Gerçi bölgede ki, bazi usak Arap rejimleri de özellikle Arap Israil savaslari sonrasi Türkiye’den farkli davranmadilar.  Bazi monserlerin efendim o zaman soguk savas kosullari vardi, realpolitik durum bunu gerektiriyordu seklinde savunma yapacaklarini bilmiyor degilim. Ancak derin bir tarihsel, siyasal, stratejik analiz yapildiginda bu savunmalarin lafi güzaftan baska bir sey olmadigi, gerçekte bütün yapilanlarin Israil’in yayilmaciligina hizmet ettigi kendiliginden anlasilacaktir. 
     
    Bugün Türkiye;  begenelim begenmeyelim, bütün eksikliklerine ragmen, one minute ve Israil’le ortak tatbikatlarin iptal edilmesiyle beraber, Israil’e karsi sesini yükseltecek konuma gelmistir. Bu kesinlikle hem Islam dünyasi hem de Türkiye için, hatta tüm bir insanligin selameti adina iyi bir gelismedir. Zaten Türkiye’ye ve bu milletin tarihsel yürüyüsüne yakisan da budur. 
     
    Zira Türkiye, birakin sadece bölgedeki kutsal yerlerin korunmasini, stratejik olarak da, bölgede nükleer güç olan Israil’in yayilmaci politikalarina izin veremez, vermemelidir de. Neden?  Çünkü Israil devlet politikasi,  Talmud ve Siyonist kökenli siyasal akli sadece Filistin’in parçalanmasini degil,  bölgedeki tüm Islam ülkelerinin parçalanmasi, yok edilmesi, bu basarilamazsa en azindan kolonize edilmesi, küçültülmesi konseptine oturmustur da ondan. 
     
    Bu benim kuru bir iddiam degildir. Dünyadaki tüm Israil ve Yahudilik uzmanlari bu gerçegi yakinen bilir ve itiraf ederler. Bu baglamda içimizdeki Israil’in savunuculari olan Kripto Yahudilerin Türkiye Bati’dan uzaklasiyor, Türkiye’nin ekseni Doguya kayiyor seklindeki yaygaralari , Türkiye’nin hafif de olsa Gazze katliamlari dolayisi ile Israil’i açikça elestirme cesareti gösterebilmis olmasi ve Islam ülkeleri ile olumlu iliskiler kurabilmesi nden kaynaklanmaltadir. Bundan dolayi bu elestirileri hükümetin ciddiye almamasi gerekir. Zira Türkiye’nin dis politikasi yillarca edilgen, ideolojik, emperyal ülkelerin çikar çatismalarindan kaynaklanan bosluklari doldurma, ondan faydalanma konseptine oturtularak,  Türkiye gerçekte bilinçli olarak küçültülmüs ve etkisizlestirilmistir. 
     
    Bugün Türkiye’nin artik eskisi gibi monser siyasal aklina dayanan, bu topraklara ve iklime yabanci, milletin sosyal muhayyilesini(social imagination) siyasal aklini yansitmayan bir dis politika anlayisini sürdürme lüksü kalmamistir.  Keza Türkiye’nin bütün çikarlarinin Bati ve ABD eksenli bir dis politika anlayisindan geçtigi seklindeki, klasik monser savi koskoca kuyruklu bir yalandan baska bir sey degildir. 
     
    Itiraf edelim ki, ya büyüyecegiz yani tarihin ve cografyanin bir dayatmasi olarak Osmanli’nin hinterlandina sahip çikacagiz, ya da Israil’in hayal ettigi ve bu ugurda amansiz çaba sarf ettigi gibi küçülüp, parçalanip yok olacagiz. Iste Türk dis politikasi asla bu ikilemi hafizasindan çikarmamalidir. Öyle ki, Bosna’da, Bakü’de, Bagdat, Kerkük, Musul ve Kirim'da etkin ve yetkin olmayanin Türkiye’nin sinirlarini korumasi oldukça zordur. Zira resmi degil ama Türkiye’nin stratejik sinirlari en azindan yukarida sözünü ettigim cografyalardan baslamaktadir.
     
    Dünya ve Israil basinini iyi takip edersek konunun ne derece ciddi oldugu kendiliginden anlasilacaktir. Israil’in bazi politikacilari açikça bölgedeki tüm Müslümanlarin yok edilmesinden bahsetmektedir. 
     
    Öyle ki, bu politikacilardan Israil Evim(Israel Our House. Ibr. Beyt-enu) Partisinin katil ruhlu lideri Avigdor Lieberman seçim çalismalarinda Mescid’i Aksa’nin yakilip yakilmasini ve bölgedeki tüm Müslümanlarin katledilmesini hiç çekinmeden açikça dünya kamuoyu önünde ilan etmisti. Dikkat edin bu parti Israil’in dördüncü büyük partisidir. Gerçi diger büyük partilerin suur alti yapilari A. Lieberman’dan farkli degildir ancak onlar maslahat icabi çok açik konusmazlar o kadar. 
     
    Bu baglamda Türkiye eger bölgede etkin rol alacaksa kesinlikle Israil’in yayilmaci ve katliamci politikalarini elestirmeye devam etmelidir. Hatta sayin basbakan sadece konusma esnasinda degil Israil’in nükleer silahlarini bizzat BM güvenlik konseyinde gündeme getirilmelidir. Yani Iran’in nükleer güç olmasina karsi çikilirken Israil’in nükleer silahlarinin niçin gündeme getirilmedigi uluslararasi platformda kesinlikle bizzat Türkiye tarafindan gündeme tasinmalidir. Zira Filistin, hatta Israil’in tüm tapularini arsivinde barindiran Türkiye’nin bunu yapmaya herkesten daha fazla hakki ve yetkisi vardir."










     
     
       Resim Galerisi    Videolar    Yorum Defteri    Iletisim  
    2020 unyeliler.com - Tm haklari saklidir.